Passer au contenu principal

Messages

Kışın Köklenme Çağrısı

Soğuk günler, insanın derin genetik hafızasında yer alan eski bir çağrıyı uyandırır: hayatta kalmak, birlikte güçlenmek, beslenmek, ısınmak, korunmak ve sevilmek. Bu hayvansal içgüdü; bedenin kış koşullarına uyum sağlama programının bir parçasıdır. Ruhsal düzeyde ise aynı çağrı, köklere dönme ve aidiyetle beslenme ihtiyacını hatırlatır. Aileyle ya da toplulukla yaşanan çatışmalar, bu köklenme sürecini sekteye uğrattığında kişi kendini uzak, güvencesiz ve ait olamayan bir noktada hissedebilir. Bu duygu; mevsimsel ışık azalışı, hormon döngüsü ve sinir sistemiyle birleştiğinde depresif dalgalanmalar yaratır. Araştırmacı ve Usta Görüşleri John Bowlby – Bağlanma Kuramı: İnsan yavrusunun hayatta kalma şansı, güvenli bağ ve yakınlıkla artar. Yetişkinlikte de bu biyolojik kod aidiyet arzusunu canlı tutar. Carl Jung: Kışın karanlığı, kolektif bilinçdışının “içe dönme” arketipini harekete geçirir; kişi kökeniyle ve atalarıyla yüzleşmeye davet edilir. Thomas Moore (Care of the Soul): Melankoli, r...
Messages récents

Kalsiyum Eksikliği Ruhunda Hangi Mesajı Taşıyor?

Kalsiyum yalnızca kemiklerini değil, içsel dayanıklılığını da besler. Eksikliği, sınırlarını güçlendirme ve köklenme ihtiyacına işaret edebilir. Kemik sağlığı ile güven duygusu arasında derin bir bağ vardır. Kalsiyum eksikliği, hayatın temellerinde kendine yeterince güvenmediğinin yansıması olabilir. Bu eksiklik “Kendimi koruyabiliyor muyum?” sorusunu hatırlatır. Kök merkezine dönerek sınırlarını fark etme ve kendine alan açma zamanı. Bir an dur, bedenini dinle ve eksik olduğunu hissettiğin yönleri yaz. Güven inşa eden küçük adımlar at; farkındalıkla ilerle. Kalsiyum eksikliği güçsüzlük değil, farkındalık çağrısıdır. Temellerini beslemek, hem bedensel hem ruhsal olarak seni dengeler. Bedenini beslerken ruhunu da ihmal etme. Doğal kalsiyum kaynakları ve günlük farkındalıkla kendini daha dengede hissetmeyi seç. Bu farkındalık paylaşımı sana da iyi geldiyse, daha fazlası için beğenip kaydet; faydasını çoğaltmak için sevdiklerinle paylaş.

Koşulsuz Sevgi

  Koşulsuz Sevgi Nedir? Koşulsuz sevgi, bir kişiyi hiçbir beklenti, şart ya da karşılık aramadan sevmektir. Bu sevgide, “beni mutlu ettiği sürece”, “benim dediğimi yaptığı sürece” gibi gizli şartlar yoktur. Koşulsuz sevgi, sevilen kişinin kim olduğuna, nasıl biri olduğuna ya da ne yaptığına bağlı değildir; sadece var olduğu için duyulan bir kabuldür. Bu sevgi türü; sahiplenmeye, kontrol etmeye ya da değiştirmeye çalışmaz. Onun doğasında özgürlük, kabul ve yargısızlık vardır. Aynı zamanda yüksek bir bilinç seviyesini, olgunluğu ve içsel derinliği gerektirir. Çünkü insan egosu genellikle sevgiyi şarta bağlar; koşulsuz sevebilmek için ise egoyu aşmak gerekir. Koşulsuz sevgi: • Sevilenin hata yapabileceğini bilip onu yine de sevebilmektir. • Değişmesini beklemeden, olduğu hâliyle kabul edebilmektir. • Kırıldığında bile içinden kin değil, şefkat geçirebilmektir. • Kendini feda etmek değil, kendi sınırlarını koruyarak sevgiyi sunabilmektir. Anne sevgisi genellikle koşulsuz ...

Tasavvuf Açısından Nefesin Önemi

Tasavvuf yolcusu nefese bakarken onu yalnızca bedeni ayakta tutan bir alışkanlık olarak görmez. Nefes, ilahi emrin en saf hatırlatıcısıdır. Her alınan nefes, “Ol” emrine kulak vermektir; çünkü nefesin gelişi, varlığın sürmesi, hayatın akışı hep o tek emirden doğar. Bilinçli nefes almak, varlığını hediye eden kudreti fark ederek, her an yeniden yaratıldığını bilmektir. Tasavvuf yolcusu için nefes, ruhun zikridir; kalp nasıl zikrullah ile dirilirse, nefes de Rabb’in kudretini hissetmenin en sade yoludur. Alınan nefeste “Hû” gizlidir. İçeriye giren nefes, “O”nu hatırlatır; verilen nefes ise teslimiyettir. Bir nefesle varlık âlemine açılır, bir nefesle tekrar O’na dönersin. Bu yüzden sufiler der ki: İnsan, nefesleri sayılı bir misafirdir. Bilinçli nefes, kulun kendi iradesini Rabbin iradesiyle uyumlu hale getirmesidir. İçinde bulunduğun anı, huzurla ve şükürle solumaktır. Çünkü her nefeste bir davet vardır: “Ben seni var ettim, seni her an var ediyorum.” Ve işte nefes, Allah’ı şah damarınd...

Hakkımda

Türkiye’nin Anadolu topraklarında doğdum, küçük yaşlardan itibaren Fransa’da büyüyen bir Türk kızıydım… Bir yanımda köklerimin sıcaklığı, diğer yanımda Fransız kültürünün kuralcı kalıpları vardı. Bazen disiplinin içinde şekillendim, bazen de özgürlüğün rüzgârıyla nefes aldım. İki kültürün arasında yürümek bana çok şey kattı; esneklik, derinlik ve hayata farklı bakabilme gücü. Hayat yolculuğum bebeklikle başladı, annelikle derinleşti. Her evladım bana yeni bir pencere açtı. Onlar için en iyisi olmak, aslında beni dönüştüren en büyük motivasyonumdu. Bu süreçte anne olmakla beraber  çok okudum hem öğrendim hem çevreme öğrettim. Bir dönem  öğretmen, eğitimci oldum bir dönem danışmanlık yaptım, derneklerde öncülük yaptım, başkanlık üstlendim, organizasyonlar düzenledim, çevremde hep doğal bir rehber rolü taşıdım. Belki o dönem adı “yaşam koçluğu” değildi ama özünde yaptığım şey buydu: insanlara iyi gelmek,  yol göstermek, ışık olmak. Bugün anlıyorum ki; bu benim değerlerimin v...

Niçin dönüşüm ve tekamül yolculuğunda teslimiyet hali önemlidir ?

  Teslimiyet, tam anlamıyla korkunun ve endişenin zıddıdır.  Zihin sürekli kontrol etmek, bilmek, yön vermek isterken,  kalp teslimiyeti tanır.  Yüksek bir    bilinç seviyesinden bakıldığında,  her yaşananın bir gelişim fırsatı olduğu görürüz.  Öyle ki Acılar, gecikmeler, hastalıklar, kayıplar bile bir öğretmendir.  Teslimiyet, bu öğretmenlere direnmeyi değil,  onların sunduğu hakikati fark etmeyi mümkün kılar. Bilinçli olarak Teslim haline geçmiş bir kadın Yaşamla kavga etmez, onunla barışık halindedir• Zihinsel yüklerini bırakır, sezgisel rehberliğini duyabilir. Olanlarla savaşmadığı için içsel barışı yakalamış olur. Dolayısıyla aşırı Kontrolü bırakırken aslında gerçek gücüyle buluşur. Teslimiyetin karşıtı olan  direnç ise ,  insanı dar bir bakış açısına hapseder.  Sorunların içerisinde bazen Sıkışıp    kalır ve çaresizleşir. Oysa teslimiyet, bilinmeyeni de kutsal bir alan gibi görür. Allah’ın yüce iradesine gü...

Yorgunluk, zihinsel, duygusal ve ruhsal bir dengesizliğin işareti olabilir.

Yorgunluğun arkasında :  - Tıbbi bir sebep (örneğin kansızlık, tiroid bozukluğu, enfeksiyon vb.) bulunmuyorsa -Dinlenmeye rağmen geçmiyorsa, -Kişinin yaşam enerjisini, motivasyonunu ve karar alma kapasitesini düşürüyorsa, -Günlük işlevselliği etkileyen bir yorgunluk hali varsa… Bu tür yorgunlukların arkasında genellikle bilinçaltı blokajları ve ruhsal kaynaklar yatar. 1. Aşırı Yüklenme ve “Hayır” Diyememe Sürekli başkalarının ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmak, kendi sınırlarını çiğnemeye neden olur. Bu durumda bilinçaltı beden aracılığıyla dur demeye çalışır:  “Tükeniyorum, beni fark et!” ❝ Kendi ihtiyaçlarını göz ardı edersen, sistem seni dinlenmeye zorlar. ❞ 2. İçsel Direnç ve Kararsızlık Sürekli zihinsel çatışma, netlik eksikliği ve kararsızlık hali, enerjiyi içeride tüketir. Bir adım atmadan önce bin kez düşünmek, bedenin doğal akışını bozar. Yorgunluk burada bir  “kararsızlık bedeli”  gibi çalışır. 3. Kendini İfade Edememe ve Bastırılmış Duygular İfade edilmeye...