Passer au contenu principal

Messages

Affichage des messages du août, 2025

Tasavvuf Açısından Nefesin Önemi

Tasavvuf yolcusu nefese bakarken onu yalnızca bedeni ayakta tutan bir alışkanlık olarak görmez. Nefes, ilahi emrin en saf hatırlatıcısıdır. Her alınan nefes, “Ol” emrine kulak vermektir; çünkü nefesin gelişi, varlığın sürmesi, hayatın akışı hep o tek emirden doğar. Bilinçli nefes almak, varlığını hediye eden kudreti fark ederek, her an yeniden yaratıldığını bilmektir. Tasavvuf yolcusu için nefes, ruhun zikridir; kalp nasıl zikrullah ile dirilirse, nefes de Rabb’in kudretini hissetmenin en sade yoludur. Alınan nefeste “Hû” gizlidir. İçeriye giren nefes, “O”nu hatırlatır; verilen nefes ise teslimiyettir. Bir nefesle varlık âlemine açılır, bir nefesle tekrar O’na dönersin. Bu yüzden sufiler der ki: İnsan, nefesleri sayılı bir misafirdir. Bilinçli nefes, kulun kendi iradesini Rabbin iradesiyle uyumlu hale getirmesidir. İçinde bulunduğun anı, huzurla ve şükürle solumaktır. Çünkü her nefeste bir davet vardır: “Ben seni var ettim, seni her an var ediyorum.” Ve işte nefes, Allah’ı şah damarınd...

Hakkımda

Türkiye’nin Anadolu topraklarında doğdum, küçük yaşlardan itibaren Fransa’da büyüyen bir Türk kızıydım… Bir yanımda köklerimin sıcaklığı, diğer yanımda Fransız kültürünün kuralcı kalıpları vardı. Bazen disiplinin içinde şekillendim, bazen de özgürlüğün rüzgârıyla nefes aldım. İki kültürün arasında yürümek bana çok şey kattı; esneklik, derinlik ve hayata farklı bakabilme gücü. Hayat yolculuğum bebeklikle başladı, annelikle derinleşti. Her evladım bana yeni bir pencere açtı. Onlar için en iyisi olmak, aslında beni dönüştüren en büyük motivasyonumdu. Bu süreçte anne olmakla beraber  çok okudum hem öğrendim hem çevreme öğrettim. Bir dönem  öğretmen, eğitimci oldum bir dönem danışmanlık yaptım, derneklerde öncülük yaptım, başkanlık üstlendim, organizasyonlar düzenledim, çevremde hep doğal bir rehber rolü taşıdım. Belki o dönem adı “yaşam koçluğu” değildi ama özünde yaptığım şey buydu: insanlara iyi gelmek,  yol göstermek, ışık olmak. Bugün anlıyorum ki; bu benim değerlerimin v...

Niçin dönüşüm ve tekamül yolculuğunda teslimiyet hali önemlidir ?

  Teslimiyet, tam anlamıyla korkunun ve endişenin zıddıdır.  Zihin sürekli kontrol etmek, bilmek, yön vermek isterken,  kalp teslimiyeti tanır.  Yüksek bir    bilinç seviyesinden bakıldığında,  her yaşananın bir gelişim fırsatı olduğu görürüz.  Öyle ki Acılar, gecikmeler, hastalıklar, kayıplar bile bir öğretmendir.  Teslimiyet, bu öğretmenlere direnmeyi değil,  onların sunduğu hakikati fark etmeyi mümkün kılar. Bilinçli olarak Teslim haline geçmiş bir kadın Yaşamla kavga etmez, onunla barışık halindedir• Zihinsel yüklerini bırakır, sezgisel rehberliğini duyabilir. Olanlarla savaşmadığı için içsel barışı yakalamış olur. Dolayısıyla aşırı Kontrolü bırakırken aslında gerçek gücüyle buluşur. Teslimiyetin karşıtı olan  direnç ise ,  insanı dar bir bakış açısına hapseder.  Sorunların içerisinde bazen Sıkışıp    kalır ve çaresizleşir. Oysa teslimiyet, bilinmeyeni de kutsal bir alan gibi görür. Allah’ın yüce iradesine gü...

Yorgunluk, zihinsel, duygusal ve ruhsal bir dengesizliğin işareti olabilir.

Yorgunluğun arkasında :  - Tıbbi bir sebep (örneğin kansızlık, tiroid bozukluğu, enfeksiyon vb.) bulunmuyorsa -Dinlenmeye rağmen geçmiyorsa, -Kişinin yaşam enerjisini, motivasyonunu ve karar alma kapasitesini düşürüyorsa, -Günlük işlevselliği etkileyen bir yorgunluk hali varsa… Bu tür yorgunlukların arkasında genellikle bilinçaltı blokajları ve ruhsal kaynaklar yatar. 1. Aşırı Yüklenme ve “Hayır” Diyememe Sürekli başkalarının ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmak, kendi sınırlarını çiğnemeye neden olur. Bu durumda bilinçaltı beden aracılığıyla dur demeye çalışır:  “Tükeniyorum, beni fark et!” ❝ Kendi ihtiyaçlarını göz ardı edersen, sistem seni dinlenmeye zorlar. ❞ 2. İçsel Direnç ve Kararsızlık Sürekli zihinsel çatışma, netlik eksikliği ve kararsızlık hali, enerjiyi içeride tüketir. Bir adım atmadan önce bin kez düşünmek, bedenin doğal akışını bozar. Yorgunluk burada bir  “kararsızlık bedeli”  gibi çalışır. 3. Kendini İfade Edememe ve Bastırılmış Duygular İfade edilmeye...

Kendini Unutan Kadın, Gerçekte Herkesin Yükünü Taşıyandır

  Farkında mısın ? Gün içinde her şeyi hatırlıyorsun… Bir tek kendini unutuyorsun. “Kendini unutan kadın, aslında herkesin yükünü taşıyandır.” Günün akışında yavaş yavaş silinirken, ruhunun çağrısını duyamaz olur. Oysa hatırlaması gereken tek şey var: Varlığı da bir görevdir,  yokluğu da bir işaret. Evet, En temel görev, kadının    kendine karşı  sorumluluğudur. Her insan gibi kadının da kendi varlığı, ilahi düzene katkı sunar; Çünkü kadın şifa, denge ve sezgi taşır. Kendini ihmal ettiğinde hem kendi eksilir hem çevresi. Burda önemli bir çağrı vardır: “Kendine dön.   Önce kendine karşı sorumluluklarını al,  çünkü sen kendini yok sayarsan, denge bozulur.” Ve  Sen kendine geldikçe, her şey yerini bulur.